Hocalı Katliamı


 

 

Elleri bir aÄŸaca arkadan baÄŸlanan hamile bir kadının başına dikilmiÅŸ olan iki Ermeni yazı tura atıyordu. Bu kanlı kumarı yaklaşık 100 yıl önce Anadolu toprağında Kars’ta AÄŸrı’da Van’da Erzurum’da da ataları oynamıştı.Onlardan duymuÅŸlardı. (devam »)

Yürümeye Devam ediyoruz…..

İhtiyar taşçı


> Deniz kıyısında bir ihtiyar taşçı kayayı yontmaktadır.
> Güneş onu yakıp kavurur.
> O da Tanrıya yakarır keşke güneş olsaydım diye.
> “Ol” der Tanrı. GüneÅŸ oluverir. (devam »)

Bardağın ağırlığı


 Profesör elinde içi dolu bir bardak tutarak dersine başladı 

  Herkesin göreceği bir şekilde tutuyordu ve ardından sordu : 

“Bu bardağın ağırlığı sizce ne kadardır?” 
(devam »)


Your focus determines your reality.
Qui-Gon Jinn (George Lucas)

İki Şey


İki ÅŸey “Kalitesiz İnsan” ın özelliÄŸidir :
1- Şikayetçilik
2- Dedikodu
(devam »)

5 ders


Birinci Ders:
Okuldaki ikinci ayımda, hocamız test sorularını dağıttı. Ben okulun en
İyi öğrencilerinden biriydim. Son soruya kadar soluk almadan geldim ve orada
çakıldım kaldım. Son soru söyleydi :
‘Her gün okulu temizleyen hademe kadının ilk adı nedır ?’ (devam »)

Mutlulugun 5 basit kuralı:


 

1. Kalbinizi nefretten arındırın – Affedin.

2. Düşüncelerinizi endişelerinizden arındırın.

3. Basit yaşayın ve elinizdekilerin kıymetini bilin.

4. Daha çok verin.

5. Daha az bekleyin.

inanmak


 

San Francisco Körfezi’ndeki bir okulda, okul müdürü üç öğretmeni çağırıp
şöyle demiÅŸ: (devam »)

Paris’te Bir Aksam (super)


 

AÅŸağıdaki linki tıklayınca biraz sabret. Mükemmel bir Paris manzarası ile karşı karşıyasın.  (devam »)

Kişisel sağlık bilgileriniz her yerde sizinle!


Kişisel sağlık bilgileriniz her yerde sizinle!

World Medical Card-WMC (Dünya SaÄŸlık Kartı), Avrupa ve ABD’nin ardından Türkiye’de uygulanmaya baÅŸlandı. Milyonlarca kiÅŸinin kullandığı kart, sahibinin geçirdiÄŸi hastalıklardan kullandığı ilaçlara, alerjisinden kan grubuna kadar hayati önem taşıyan verileri içeriyor. (devam »)

ortak bilinçaltı


lutfen hızlı bir sekilde soyleneni yapın ve sonunda sorulan sorunun aklınıza gelen cevabını yorum olarak paylasın…bunu aldıgım yerde yazan dogruysa cooook sassırtıcı bır seyı paylasacagım….. (devam »)

Zaman yönetimi


 

Zaman yönetimi konusunda son zamanlarda ciddi sıkıntılar yaÅŸadığıma inanıyorum. Gün içinde herkes gibi bana da verilen ”1440 Dakika” yı en verimli haliyle kullanmadığıma dair eskiden sadece şüphelerim varken, bugünlerdeki yaÅŸamıma baktığımda günlük zaman cirosunun külliyen zararla kapandığını görüyorum.  (devam »)

kuraldışından bir damla…


Kendimi garip bir yalnızlığa mahkum etmişim meğer, hayatıma giren kimse kıramamış kabuğumu, sımsıkı sarılmışım ben ona. 
(devam »)

SEĞİRME (İHTİLAÇNAME)


Başın Seğirmesi- Gövdenin Seğirmesi-Bacakların Seğirmesi

İhtilaç name yani bir halk dilinde vücut azalarından herhangi bir yerin seÄŸirmesidir. İhtilaç kelime manası itibariyle hareket etmek oynamak demektir. (devam »)

Babadan oğula öğütler / John Minum


.Sevinçlerini sakın erteleme.
.Her gün otuz dakika yürüyüş yap.
.Çocukların adalet sözcüğünü duyduklarında seni anımsayacak gibi yaÅŸa. (devam »)

iş ve özel yaşam dengesi


İş-özel yaÅŸam dengesi özel yaÅŸam ve kariyer alanlarına iliÅŸkin faaliyetlerin uyumlu bir ÅŸekilde birlikte yürütülmesi anlamına gelir. (devam »)

kimler evlilik elbisesini giymemeli ?


 

Evlilik kiÅŸiye sorumluluklar yükleyen önemli bir müessese. EvliliÄŸe niyet eden kiÅŸinin birçok ÅŸeyden fedakârlık yapması gerekiyor. ‘Ben sorumsuzca bildiÄŸim gibi yaÅŸarım’ diyerek evlenenler, eÅŸlerine bir ömür boyu ızdırap çektiriyor. (devam »)

iÅŸte hayat böyle biÅŸey…


Hayat böyle birÅŸey !!! (devam »)

“FuhÅŸun felsefesini yapmak, namusun müdafasını yapmaktan daha kolay hale geldi”. Nihal Atsız…


Bu muhteÅŸem bir hayat…


Stewart, minik bir kasabadaki fakir bir işadamıydı.
(devam »)

What Shamu Taught Me About Life, Love and Marriage-Shamu Bana Hayat Aşk ve Evlilik ile İlgili Ne Öğretti?


 

Vahşi hayvan eğitmeninin teknikleriyle kocasını yola getirdi
(devam »)

Türkleri Anlama Sanatı


 

( adlı kitaptan )

Madde 7: Hesap ödeyen erkek, hesabı ödemek için gereken işlemi masanın altında yapar.

Türk erkeÄŸi ödediÄŸi hesabı masadakilerin görmesini istemez. (devam »)

Kadınlar – Erkekler


Kadını tanımlamanın en güzel yolu (devam »)

Kadın dili – Bükçe


 

OÄŸlum bir hafta sonra evleniyor. Sorumluluk sahibi bir baba olarak ona öğüt vermem gerekiyor. Fakat bunu evde yapamam çünkü annesi ağız tadıyla öğüt vermeme izin vermez, sözü aÄŸzımdan kapıp kendi devam eder. İş yerimden oÄŸluma telefon açtım, “AkÅŸam yemeÄŸini dışarıda birlikte yiyelim.” dedim. Deniz kenarındaki bu ÅŸirin lokantada ÅŸimdi onu bekliyorum. Geliyor aslan parçası, yakışıklılığı da aynı ben. Yan masadaki kızlar gözleriyle oÄŸlumu süzüyorlar. Bakmayın kızlar, onu kapan çoktan kaptı. HoÅŸ beÅŸten sonra konuya giriyorum. (devam »)

BAHAR GELDI-DOLAPLARI BOSALTIYORUZ-PEKI NEREYE VEREBILIRZ?


 

EVINIZDEKI FAZLA MOBILYALARI , KULLANMADIGINIZ KIYAFETLERI, KITAPLARI VE

DAHA PEK COK ESYAYI VEREBILECEGINIZ ADRESLERI BILIYORMUSUNUZ ?  (devam »)

FARK YARATMAYI DÜŞÜNENLERE!


Birisinin yarattığı fark,
Eğer başka bir insanın yaşamında fark yaratmıyorsa,
O kişi fark yaratmış sayılmaz.
MELİH ARAT

ÖĞRETMEK SEVMEKLE BAŞLAR!


Bir profesör, sosyoloji sınıfındaki öğrencilerini Baltimore şehrinin kenar mahallelerine göndermiş ve o bölgede yasayan 200 erkek çocuğunun durumlarını araştırmalarını ve her bir çocuğun geleceği hakkında bir değerlendirme yapmalarını istemişti. Öğrenciler hemen hepsi bu çocukların gelecekte hiçbir şanslarının olmadığını dile getirmişlerdi.

Bundan tam yirmi beş yıl sonra bir başka sosyoloji profesörü tesadüfen bu çalışmayı buldu ve öğrencilerinden bu projeyi sürdürmelerini ve ayni çocuklara ne olduğunu araştırmalarını istedi.
Öğrenciler, o bölgeden taşınan ya da ölen 20 çocuk dışındaki 180 çocuktan 176’sinin olaÄŸanüstü bir basari gösterip, avukat, doktor ya da iÅŸadamı olduklarını ortaya çıkardılar.

Profesör çok etkilenmişti ve bu konuyu izlemeye karar verdi. Birer yetişkin olan o çocukların hepsi o bölgede yasadıkları için, her biriyle buluşma sansı oldu.
“O koÅŸullarda nasıl bu kadar basarili oldunuz?” sorusuna verdikleri cevap hep ayniydi: “Mahalle okulunda bir öğretmenimiz vardı. Onun sayesinde.”

Profesör, bu öğretmeni çok merak etmişti. Hala hayatta olduğunu öğrendiği yaşlı öğretmenin izini bulması zor olmadı. Kendisini ziyaret etmek için evine kadar gitti. Karşısında yılların yüzüne eklediği kırışıklıklara rağmen hala dinç duran bir yaşlı kadın buldu. Merakla yaşlı kadına bu çocukları kenar mahallelerden kurtarıp, basarili birer yetişkin olmalarını sağlamak için kullandığı sihirli formülün ne olduğunu sordu.

Yaşlı öğretmenin gözleri parladı ve dudaklarının kenarında bir gülümseme belirdi:
“Çok basit” dedi, “Ben o çocukları çok sevdim.”

‘AYNI PENCEREDEN DIÅžARI BAKAN İKİ ADAMDAN BİRİ


Arjantin’ li ünlü golf ustası Robert de Vincenzo, yine bir turnuvayı
kazanmış, ödülünü alıp kameralara poz vermiş ve kulüp binasına gidip
oradan
ayrılmak üzere hazırlanmıştı. Bir süre sonra binadan çıkıp otoparktaki
arabasına yürürken yanına bir kadın yaklaştı. Kadın, başarısını
kutladıktan
sonra ona çocuğunun çok hasta ve ölmek üzere olduğunu anlattı. Zavallı
kadının hastane masraflarını ödemesi olanaksızdı. Kadının anlattığı
öykü De
Vincenzo’yu çok etkilemiÅŸti, hemen cebinden bir çek defterine ve kalem
çıkarttı, turnuvadan kazandığı paranın bir miktarını yazdı. Çeki
kadının
eline sıkıştırırken de ona:
- ‘Umarım bebeÄŸinin iyi günleri için harcarsın…’ dedi.

Ertesi hafta kulüpte öğle yemeÄŸi yerken, Profesyonel Golf DerneÄŸi’nin
bir
görevlisi yanına geldi.
- ‘Otoparktaki görevli çocuklar bana geçen hafta turnuvayı kazandıktan
sonra
yanınıza bir kadının geldiÄŸini ve onunla konuÅŸtuÄŸunu söylediler’ dedi.

De Vincenzo başını salladı. ‘Evet’ dedi
Görevli:
- ‘Size bir haberim var o zaman. O kadın bir sahtekardır. Üstelik hasta
bir
çocuÄŸu da yok! ‘
- ‘Sizi fena halde kandırmış efendim! ‘ dedi alaycı bir tavırla.

De Vincenzo;
- ‘Yani ortada ölümü bekleyen bir bebek yok mu? ‘ dedi.
- ‘Hayır, yok’ dedi görevli.
- ‘İşte bu, bu hafta duyduÄŸum en iyi haber! ‘ dedi De Vincenzo.